|
TENGRICILIK KUNUSUNDA KAYNAK
BILGILER
Bizi Birlesik Kafkasya tezine götüren yollarin süphesiz en saglik/isi,
Kafkasya 'nin mito/ojik geçmisinin bilinmesinden geçer. Yasanmis tarihŒ
dinleri bilmeksizin inanç tabaka/asmasinin derinliklerine gidilemeyecegi de
açiktir. Bu derinlige, geçmisten gelen ortak paydanin tespiti itibariyle
ihtiyaç vardir. Mensubu bulundugumuz eski dinler kitap ehIi olsalar dahi
muhakkak ki bir çok hurafeyi de birlikte günümüze tasimis/ardir. Bunlarin
tespit ve ayiklanma/ari ayri bir islemdir. Her ha/ü karda bu din/erin
bilinme/eri gerekir. Töre müsterekliginin tespiti itibariyle buna mecburuz.
Tengricilik, yayildigi cografi alanin kapsamina Kafkasya'yi da almistir. Bu
itibarla arastirmacinin arastir! alanina girme ildir.
Tengricilik, merkezi Kirgizistan ve çevresi olan bir inanç sistemidir.
Farkli cografyalarda degisik algilanmis ve tezahür sekilleri de muhtelif
olmustur. Bir kisim düsünürler onu, felsefi bir arayisin yeni ürünü olarak
görmek istemislerdir. Halen Biskek'de üzerinde ciddi çalismalar yapilan bir
akimdir. Bazilarina göre Tengricilik, Gök Tanri inanç sisteminden
ayricaliklar da göstermektedir. Bazi arastirmacilar, Tengricilik ile Ak
Dinin ayniligi veya ayriligi üzerinde de durmuslardir.
Biz bu kisa yazimizda, anilan çevrelerin görüslerini karsilastirmayi
düsünmüyoruz. Kirgizistan'da tanistigim bu çevreden insanlardan yaptigim
tanim muhtevali tespitleri muhtelif vesilelerle yayimladik. Biz daha ziyade
yaptigimiz alan çalismasi karakterli tespitleri, Anadolu halk inançlari
çalismalarinda yararli olabilir düsüncesiyle bu yazimiza aktarmak istedik.
Kirgizistan'da 1994-1995 yillari itibariyle Gök Tanri inancinin uzantilari
çok farkli bir görünüm almistir. Bu inanç, baskent devlet hastanelerinde
resmen Gök Tanri/Tengricilik adina vizite ile hasta tedavi etmektedir.
Tedavi yapan sahis bu gücü kendisine ailesinin annesi (dayilari) cihetinden
geçtigini, egitimle edinilemeyecegini, Allah vergisi oldugunu anlatmaktadir.
Bu çevre, Tengricilikte din adaminin özel ismi olmadigini, Saman ile
Baksi'nin es anlamda oldugunu belirtmektedir. Tedavi ettikleri kimselerin
arasinda Islam, Hiristiyan gibi her dinden ve Alman, Rus, Türk gibi her
milletten hasta vardir.
Bu inancin mensubu olanlar ibadetin temelinde Allah'a Kirgizca yalvarmayi
bulmaktadir. Agir hastalarin tedavisinde, Kelam-i Kadim okunmasi cihetine
gidilmektedir. Müslümanlikla Tengriciligin farki anlatilirken "Müslümanlikta
kutsal taslara bir itibar yoktur. Müslüman, Islam'in ve imanin sartlarina
inanir. Islam'da Saman ayinleri ve cinlerle iliski kurmak yoktur"
demektedirler. Tengricilik inançlilarda. Lailahe Illallah Muhammeden
Resulullah" inanci tasimakta, namaz Kilmamakta, oruç tutanlari
çikabilmektedir. Kirgizistan'da 18.yy'a kadar din olarak Tengncilik vardir.
18.yy'da bölgeye Islamiyet girmistir. Bu gün iki inanç beraber yasamaktadir.
Ölüler için kümbet yapmak, ölü asi dökerken at kesmek Tengrici~* inancindan
kalmadir. Tengricilikte ölen insanin herseyi dagitilirken, Islami uygulamada
ölünün sadece giyim kusami fakir fukaraya dagitilmaktadir.
Tengricilikte: kutsal sular, kutsal
taslar, kutsal agaçlar etrafinda ibadet yapilir. Mescit yoktur.
Tengricilik'deki kutsal taslardan birisi Taskent'e 100 km mesafedeki Susak (Susali)
Tas'idir. Bu tasin kutsalligi Samanizm döneminden gelmektedir. Simdi bu tür
yerlerin ziyaretine ruhsat yoktur. Eskiden bu mevkide kurban kesilirdi.
Koçkar Ata diye bilinen bir tepe vardir. Burada kurban kesilir, çocuk
istenilir. Dua burada yapilir, ama Allah'a yalvarilir. Devlet orada bir bina
yapmistir. KoçkarAta'nin piri vardir. Hastalarin tedavisi genç kizlarin
kismetlerinin açilmasi, yasamayan çocuklarin yasayabilmeleri için ve diger
taleplerin karsilanabilmesi için, Koçkar Tepesine gidilir. (Koçkar Dagi,
Koçkar tepesi ve Koçkar Baba Ziyareti, Varto yöresinde de vardir.) Kirgiz
Türkleri Koçkar Ataya yilin her mevsiminde giderlerken çogunlukla haftanin
persembe ve cuma günü giderler. Ziyaretler daha ziyade yeni ay çikinca
yapilir. Tengricilikte ay da kutsaldir. Yeni ay gören Kirgiz Türkü veya
Tengricilik inançli insan, "Huda/Tengri/Allah bu ay ne güzel çikmis. Bize
Kismet bagisla bize saglik bagisla diye dua eder.
Bu dönemde çocuk dilegi ile de dua
edilir. Allah'a yalvarma döneminde Kurban kesilir, alkollü içki içilmez.
Tengricilik inançli Türkler çocuk talebi ile Os vilayeti, Leylek ilçesindeki
Say-ma/u Tas'a giderler. Tas'da resimler vardir. Bu yüksek tepeye dua için
yaya olarak, yürünülerek çikilir. Müslümanliktan sonra bu tepenin önemi
azalmistir. (Sarikamistaki Agbaba Tepesini dilek niyeti ile ziyaret edenler
de buraya yaya olarak çikmak zorundadirlar). Burada ve bir çok halde kesilen
kurban eti el ile yenilir.
Yasamayan erkek çocugun yasamasi için Tengricilik inancinda bazi dini
uygulamalar yapilir. Erkek çocuk birisine verilir ve o sahistan satin alinir.
Yasamayan erkek çocuklar yatirlara satilirlar. Bu tür çocuklara bazen
ziyaret ismi verilir, bazen da sati, satilmis isimleri verilir. Böylece
cinlerin o çocugu almalarinin önlendigine inanilir. (Yasamayan çocuklarin
yasayabilmeleri için yatirlara ve sahislara satilmalari suretiyle
yasamalarinin saglanacagi inanci Anadolu'da da vardir.)
Tengricilik uygulamasinda "Haydar" tatbikati vardir. Yasamayan erkek çocugun
yedi yil tepe kismindaki saçi tras edilmez. Çocuk yedi yasina gelince,
yasamasi için dua edilen ulu kisinin türbesine gidilir. Orada kurban kesilir.
Kesilen saç (Haydar) burada birakilir. "Ben çocugu aldim, sen de saçi al"
denir. Mezardaki ulu kisinin Çocugu sakinacagina inanilir. Simdi bu
uygulamada saç, yerini beze birakmistir.
Tengricilik inancinda yasamayan erkek çocuga, yasayacagi inanci ile, kötü
çirkin isimler konur. Bu isimleri öldürücü gücün begenmeyecegi için çocugun
ölmeyecegine inanilir. (Koycubay) yoksul çocuk, Itbalasi, Boktadogan,
Bokcubay gibi isimler konur. Yasamayan erkek çocugun kulagina küpe deligi
açilir. Küpe takildigi da olur. Böyle hallerde sadece sag kulaga küpe
takilir. Erkek çocuga kiz elbisesi giydirilir. Böylece erkek çocugu almaya,
öldürmeye talip olan güçlerin aldatilmis olacagina, çocugun korunacagina
inanilir. (Bu uygulamalari da Anadolu'daki benzerlerinden taniyoruz.)
Tengricilik inancinda gelinin elinin bereketli olmasi için, gelin evin
esiginden girmeden onun eli seker serbetine batirilir.
Tengricilik inancinda çocuga ismi konulurken, ezan okunarak üç defa ismi
söylenir. Tengricilikte 3-5-7 kutsal sayilirlar. Çocuga ismi, 3. Gün
çikarken tan vaktinde kibleye dönülerek konulur. Çok rastlanilan insan
isimleri Semetey, Asel (Bal), Elnura (Halk nuru), Bakit (Mutluluk),
Tölögen'dir. Ölen birisinin ismi yeni dogan bir çocuga verilecek ise, ölenin
kirki çikmadan isim verilmez. Yeni dogan çocuga ölenin tam ismi, tamamen
ayni ismin verilmesinden kaçinilir. Kirgizlarin diger itibar edilen isimleri,
Safura, Ömürgazi, Mayras, Mayram=Bayram (Bayramda dogmus), Sultangazi,
Elmira, Gülmira, Gülsara, Balat (Pulat), Gütnur, 'Nurgazi, Nargire (Nergize),
Mirlan'dir.
Tengricilik inançli Kirgizlarda tedavi yapacak Baksi, Ilkin nabzina bakar
sonra hastanin agriyan yerini hasta degil, halk hekimi-Baksi söyler.
Hastanin geçmiste basindan geçmis hastalikla ilgili olaylari anlatir.
Hastanin kendisine inanmasini saglar. Agir hastalari doktora gönderir.
Kendisi sadece psikolojik rahatsizligi olan hastalara bakar. Halk
hekimi-Baksi tedavi esnasinda trans halindedir. Ancak kendisini kaybetmez.
Hastasina konsantre olur. Hekim-Baksi hastasinin ilkin kafasindakileri
bosaltir. O'na rahatsizligi ile ilgili olarak son durumu anlatir. Isterse
gelecege dair bilgi verebilir. Tedavide hasta agir ise, sarali veya
çildirmis ise, Baksi, tedavisinde dans etme, bagirma tam trans olma
yollarini da seçebilir Bu tür tedavi zor olanidir.
Biskek'te psikoloji rahatsizliklari tedavi eden halkin "Emci ene" diye
tanidigi 'taria Koycumamova ve Gülbara Cumazarova isimli iki kadin Baksi ile
tanistik. Bunlar polisten saklanan ve tahsilleri olmayan kimselerdi.
Birlikte çalisan bu iki Emci ene'den genç olan G.Cumanazarova gücünü
anlatirken; çocukken kendisinde Kötü enerjinin olustugunu, 6 yasindan
itibaren ruhi rahatsizlik yasadigini, Baksi/Samanlik gücünün bu dönemde
kendisine geçtigini 1993-1994 yilindan itibaren Manas Ata'dan "Her isi gücü
birak halkin tedavisine yardimci ol" talimatini aldigini, hastaliklara
insandaki kötü ruhun yol açtigini, insanin yapisinda iyi ve kötü ruhlarin
bulundugunu, masaj yaparak kötü ruhlarla mücadele edip insanlari tedavi
edebildigini, Kozmozdan yardim aldigini burada bazi güçlerin kendisine
bilmedigi bazi dualari ögrettigini, bu dualar ve Kozmozdan kendisine verilen
bazi görevlilerden yararlanarak kötü ruhlari tedavi yaptigini söylemekteydi.
Ifadesine göre tedavi esnasinda ezberinden Kelam-i Kadim okumaktadir.
Açiklamalarina göre kötü ruhlar Kara'dirlar. Bunlara "Çor" denilir. Çor;
Seytan, Cin, dert karsiligidir. Gelecekten haber verme gücü var iken,
atalari bu gücü kullanmasini uygun görmemistir. Anadolu'da çor, hastalik
musibet, çarpilma anlaminda kullanilir. "Çor çiksin basina, çor vura o
surata" gibi ifadeler bedduadirlar.
Maria Koycumova, 50 yaslarinda çocuk hastaliklarinin bilhassa korku sonucu
hastalanan çocuklarin tedavisinde uzman. Bu sahada 15-18 yildan beri
çalisiyor. "Bu gücümü Ata Baba'dan aldim. Kaynatam Samandi. Gençken bir ata
gördüm, bana "Ben Baylik Baba/Ata'yim aba örtün", dedi. Bana yol gösterdi.
Biz gücümüzü Kozmozdan gelen mesajdan aliriz. Günde 25 hastamiz olur"
seklinde anlatmaktaydi.
Kanatbek Asubekoglu 50-55 yaslarinda bir Baksi, ifadesine göre, bütün
hastaliklara bakabilmektedir. Psikolojik rahatsizliklari olanlara kamçi ile
vurur gibi yapip "tu-tu-tu" türünden hareketler yapip özel bir sey
mirildanmaktadir. Namaz kildigini, Kelam-i Kadim okudugunu, gücünü Allah'tan
aldigini söylemektedir. Psikolojik hastaliklari tedavi ederken beyaz iplige
sürekli dügüm atmaktadir. Tedavi baslamadan evvel Allah'tan yardim istiyor,
tövbe ediyor, Kelime-i Sahadet getiriyor. Gücünün, ocakli olan babasindan
geçtigini, cinlerinin olmadigini, günde 100-150 hastaya bakabildigini iç
hastaliklarin tedavisinde otlardan yararlanilarak yaptigi suyu da öneriyor.
Gelecekten haber veremedigini, Allah'in iradesinin disinda bir gücünün
olmadigini söylüyor. Hastalarinda inançli olmayi da sart olarak ariyor.
Ihtilaf çikarmak için degil dostluk tesisi için yardimci oluyor. Aile
saadetine bakiyor. Kayip esyanin bulunmasina yardimci oluyor. Tedavi ederken
hastaliga yol açan cinleri bulup kovalayabilmektedir. Cin görünce tekbir
getirmektedir. Muhtelif özel dualar bilmektedir. Yildiznameye bakmamakta,
Allah'tan güç istemektedir. 12 yasa kadar hastalara tumar/muska yazabilmekte
daha yukari yaslilara yazamamaktadir.
Tengricilik inancinda hasta tedavisinde od/atesten istifade edilir. Bu
maksatla arca agaci yakilir, "alas-alas-alas" denilerek atesten yardim
alinir, onun üzerinden atlanilir, atesin temizleyici, olduguna, kötü
ruhlardan arindirdigina inanilir. Od/ates insanlari her beladan halas kilar.
Insanin içinde kötülük yoktur. Kötülügü yaptiran kisinin ruhu degildir.
Kötülük yaptiran bir güç ona musallat olmustur.
Tengricilikte suya dua okunur. Bu su ilaç gibi kullanilir. Hastalarin
tedavisinde istifade edilir. Suya okunmaya baslanirken Euzu Besmele çekilir.
Sonra Fatiha okunur, daha sonra da Kirgiz Türkçesi ile dua edilerek suya
üflenir. (Anadolu'da bilhassa psikolojik rahatsizliklarin tedavisinde, cin
çarpmasi gibi rahatsizlik'arda okunmus su içilir, onunla banyo yaptirilip ve
bu tür sularin belirli yerlere serpilmesi saglanir.)
Tengiricilik inancinda su ve od ile yapilan sagaltmalarda ve
iyilestirmelerde hastanin tedavi yöntemine inanmasi gerekmektedir. Aksi
halde tedavinin imansiz insanlara faydasinin olmayacagina inanilir. Tedavi
yapacak Baksi-Halk Hekimi, hastasina adini, babasinin adini sorar, okurken
bunlari ve hastanin adini zikreder. Hazirlanan okunmus suya çesitli otlar da
katilir. Bu su ile gerektiginde hasta banyo da yaptirilir.
Baksi, nazara ugramis hastayi da tedavi eder. Bu maksatla ikinci hastanin
vücudunu temizlemesi gerekir. Ayrica hasta 7 gün et yememis, içki içmemis ve
her sabah sadaka vermis olmasi gerekir. Keza hasta, fikri temizlik sürecine
girmis olmasi gerekir. Bu münasebetle baskalari hakkinda kötü düsünmemeli,
kötü insanlardan uzak durulmali, kötü is yapmamalidir. Bu safhalardan sonra
Baksi hastaya nazar boncugu verir. (Sahit oldugumuz Çuvas-Tengricilik dini
merasiminde dua safhasinda, kin ve nefretten arinilmasi gerekir.)
Tengricilikte korkan insanin tedavisinde kursun ve parafin dökülür. Hastanin
~asinin üzerine tabak içersinde su konulur. Suyun içersine erimis kursun
veya parafin dökülür. Soguma sonucu tabakta meydana gelmis sekil neye
benziyorsa. hastanin ondan korktugu yorumlanir.
Nazar boncugu ile tedavi, "Yaman göz", "Kötü nazar"in boncuga çarpip geri
dönmesi seklinde yapilir. Boncugun geri döndürdügü, geri yansiticisina
inanilir. Çok çesitli nazar boncuklari vardir. Boncuklar 3,7,9 adet olarak
kullanilir. (Anadolu'da 7 boncuk veya yedi delikli mavi boncuk nazarlik
olarak çok yaygindir.) Kirgiz Tengriciliginde geçmiste "Göz boncugu" ve "yürek
boncugu" çok iken simdi seyreklesmislerdir. Boncugu kalp seklinde olmasinin
sebebi, hasta tedavi edilirken, hastaliga yol açan hayvani gördügü için,
kalp seklinde bu tas hastayi yüreklendirmek ve onun ismini kolaylastirmak
içindir.
Tengricilik inancina göre yeryüzü dümdüzdü ve o bir boganin boynuzlari
üzerinde idi. Gök yüzünde ismi "Gök" olan bir kus vardi. Bu kusun bir kanadi
mavi diger kanadi kara idi. Gök isimli bu kus kara kanadini oynatinca, gece
olur mavi kanadini oynatinca, gündüz olurdu. O kus yoruldugu zaman kafasini
saklar, o zaman da deprem olurdu. (Ak ve Kara veya mavi ve kara Türk
mitolojisinde aydinlik ve karanlik, gündüz ve gece, iyi ve kötü olarak
anlatilmaktadir.)
Kirgiz Tengricilik inancinda "Kök/Gök Kus" a yemek ikram edilir. Bu özel
ikram "asik kemigi" yakilarak yapilir. Bu kemik sadece büyük bas hayvanin
kemigi olmalidir. Asik kemigini, her mal soyan (hayvan kesen) Kirgiz
yakarken Gök'ten, bolluk saglik gibi dileklerde bulunulur.
Kesilen atin da kemikleri yakilir. Yakilma isi ölünün 37. Gününe tekabül
eder. Yanan kemiklerden çikan dumanin Tengriye ve Gök-kus'a gittigine
inanilir. Kirgiz inancinin en önemli inceligi ruhlara yemek sunulmasidir.
Atesin ismi "açik agiz"dir. Yapilan her yemekten atese atilir.
Suyun, Od'un, Koyunun, Atin yigitlerinin canli cansiz olarak bilinen her
seyin bir iyesi sahibi vardir. "Su iyesi", "Od iyesi", "At iyesi", "Köpek
iyesi" veya "sahip"i gibi Sularin iyesi, Süleyman'in mezarinin yanindaki
sudur.
Kirgizlar arasinda yasayan, nazar, albasti, cenaze adetleri Tengricilikten
kalmistir. Halen ölen bir kimse haliya sarilmakta ve yanina yemek
konulmaktadir.
Tengricilik inancina göre insan ölünce "yukari köy"e gider. Giden cismi
degil cani (ruhu)dur. Yeryüzünde insanlarin çesitli vesilelerle yaptiklari
tütsüler de bu ruhlara giderler.
Ölünce iyi ruhlar yukaridaki köye, kötü ruhlar da yerin altindaki köye
giderler. Bu inanç Islamliktan sonra yerini "cennet" ve "cehennem"e
birakmistir.
Bugün belirli zamanlarda kokusu çikarilmak üzere hazirlanan yemeklerin
sadece "koku'su kalmistir. Bunlar anlamlari düsünülmeden yapilmaktadirlar. (Anadolu'da
cuma aksamlari ölünün 3.7.9.40. günlerinde sene-i devriyelerinde helva
kavrulur. Yedi komsuya veya kokuyu alan herkese dagitilir. Bu kokunun
ölülerin ruhlarina gidecegine inanilir. Helvayi kavuran ve tadanlar
geçmislerin ruhuna fatiha okurlar.)*
SONUÇ
Inançlari yargilamak kimsenin hakki degildir. Bizim de böyle bir iddiamiz
olamaz. Inanç konulu çalismalarin rotasini tayin veya onlari elestiri
masasina oturtmak da bizi asar. Ancak, Türkiye'de Müslümanligin hurafe ve
bid'adtan kurtulamadigi sürekli açiklanirken Türkistan öncelikli Türk
dünyasinin her kesiminde misyoner faaliyetlerinden yakinilmaktadir.
Tengricilik/Gök Tanri inanci, sadece Türk inanç aleminde bizatihi varligi
ile önemli yer tutmakla kalmayip, Türklerin mensup olduklari dinlerde de,
onlarin inanç kimliklerine renk katmislardir. O'nun bu önemli özelliklerine
ragmen, o, ciddi bir arastirma ile yeterince ele alinamamistir.
Biz, yaptigimiz çalismalarda, Tengricilik veya GökTanri inancina gönderme
yaptik. Bu defa, yazinin merkezine bu inanç sistemini alip Anadolu halk
inançlarindaki benzerlerine gönderme yapma yolunu seçtik.
(*)Bu bilgiler 1995 tarihinde inceleme yapma imkani buldugumuz Biskek'te
Garip Aliyev Besirogliu isimli Baksi/Halk Hekiminden derlenilmistir. Kaynak
1951 dogumlu olup Biskek úniversitesi Fizik Fakültesi 1973 mezunudur.
Kendisi ile ilkin saat 10.00-13.00 arasinda hasta kabul ettigi Halk Tip
Psikoterapi servisinde görüsülmüs, daha sonra evinde görüsmeye devam
edilmistir. Tedavisi 7-8 gün sürmekte ve 3 dolar karsiliginda yapilmaktadir.
Ortalama 10 hastaya bakabilmektedir.
Dr. Yasar KALAFAT
KAM GÖKBABA
|