|
GÖK TANRI
İNANCINDA
EFSUNLAMA "TU-TU-TU"LAMA UYGULAMALARI
Dikkat: Issız ve belli yerlerde bir hareket yapılacak, bir iş görülecekse, "destur" diye
seslenilir. Böylece oranın iyesi kim ise, ondan izin istenmiş, onun gönlü hoş edilmiş, yanlış bir şeyle
karşılaşılması önlenmiş olur. Hususiyetle, akşam karanlığından sonra, buna çok
dikkat edilmesi gerek.
Soru: Efsunlamayı kimler
yapabilirler?
Cevap: kam bu i şlemde daha müessirdir.
Tanr ı ile sürekli münasebette
bulunma üstünlüğüne sahip olan kam; iyelere hükmetmede ve kötüleri defetmekte daha
yeteneklidir. Efsunlarda ana tema iyelerdir. Efsunlayarak, kara iyeler mekân
tuttukları veya
musallat oldukları kişi ve
yerlerden uzaklaştırılırlar. Böylece, bu yer tekin
olur ve o kişi ve
mahal rahatsızlıktan kurtulur. Ak iyelerin
çağrılması, mekânın ak iyelerin koruması altına girmesi, demektir.
Böylece istenilen, beklenilen sağlık
ortamı doğmuş olacaktır.
Ak iyeyi, ki şioğlu da çağırıp yardım isteyebilir. Nihai kararı veren yani, yapılan dinî pratikleri katında geçerli kılan ve kabul eden,
Tengri'dir. Ak iyeler aracılığı
ile iyiliklerin istenilmesi, yardım talep edilmesi, Tengriye yöneliktir.
Kara iyelerden korunmak için
yap ılan dua ve
yakarmalarda; Kişioğluna yardım eden, yüce yaratıcı olan, Bayat, Oğan ve BirTengri'yedir.
Tengri, bağışlayıcı ve mükafatlandırıcı olduğu kadar, cezalandırıcı vasfıyla da Tengrizm inancında
vardır.
Zihin açılması :
Elazığ'ın Ağın ilçesinin Akpınar Mahallesinden bir olaya
göre; Hocagiller'den Mehmet Ağa, Medresede başarılı olamayan bir öğrencidir. Sürekli, azar işitmektedir. Allah'a "Ya bana
fikir ver, ya da canımı al"
diye yakarır.
Bir gün, ulu bir meşe ağacının altında uyurken, bir rüya görür.
Ak sakallı bir
ihtiyar onun ağzına üç defa "tu-tu-tu" yapar
ve o andan itibaren Mehmet'in zihni açılır. Ulu kişi,
Gök Tanrı inancındaki Kam mı, yoksa islamiyetteki,
ermi ş kimse midir? Belki de her ikisidir.
Şurası muhakkak ki, rüyadaki ulu
kişi Hocagiller'in
Mehmet'e, ak iyeleri göndererek zihninin açılmasını sağlamıştır. Veya, oradan kara
iyeleri kovmuştur.
Basmayan Çocuklar için: aya ğı basmayan çocuğu
şifa bulması için, Kam üç çarşamba günü,
güneş doğmadan önce Ulu bir Çınar ağacının dibine götürür. Çocuğun annesi, çocuğun iki ayağının başparmağını biribirine bağlar. Kam Çocuğu kocağına
alarak doğudan başlamak suretiyle: "tu-tu-tu medet ya gün ana". Sağa:
tu-tu-tu medet ya rüzgar baba ". Ardına: tu-tu-tu medet ya toprak ana". Sola:
tu-tu-tu medet ya su ana"ve tekrar doğuya dönerek "tu-tu-tu medet ya ay dede
" deyip çocuğun
bağlı parmaklarının iplerini keser. Böylece
çocuğun ayağına basabilmesı sağlanır.
Saralık hastalıkları: Kuzey Irak'da, Kırmanç ve Türkmenlerin, Sarılık hastalığı tedavisi için gittikleri,
Kerkük'deki, Pasvan Sarılık
Ocağı'nda,
okunmuş su, hastanın anlına "tu-tu-tu" denilerek ve
Besmele okunarak çuvaldız ile sürülür. Ayrıca, hastanın evinin etrafının,
Sarılık Ocağından alınmış ve hastanın başına sürülen suyun artan kısmı,keza "tu-tu-tu Bismillah"
denilerek evinin etrafına dökülür. Hopa ve Sürmene'de,
Yüz felci geçirmi ş kimseye: hoca okur ve hasta dalgınken pabucun tersi ile
hastanın yüzüne
vurur. Okuyup
üfledikten sonra ve evvel
hastan ın yüzüne
"tu-tu-tu" yapar. Bu iki tespitten birincisinde Ak iyenin kaynağı Ocak'tır. Ocaktan alınan Ak iyeli su ve demirden
mamul çuvaldız
ile hastaya şifa
ulaştırılacağı inancı vardır. Kara iyeler kişinin ev/Ocak'ında mekan tutup zarar
vermekte olabilirler. Uygulanan dini pratik ile kişioğlu ve onun hanesi ak iyeler marifeti ile selamete ulaştırılmaktadır.
Önemli : İkinci tespitteki Hoca ise, nefesi vasıtasıyla Ak iyeleri tedavi bölgesine göndermektedir. Okuduğu ve "tu-tu-tu" derken
hastasının yüzüne üflediği ise Kuran-ı Kerim'den ayetlerdir.
Büyü ve benzeri maksatlarla yazd ırılan
ve tılsım gücüne inanılan bazı nuska/muska'ların yol kavşaklarına
gömülmesi ve böyle yap ılırsa tesir gücünü göstereceğine inanılması da yine aynı Tengrizm inancın bir parçasıdır. Amaç, yine yol iyesini
bir muska ile memnun etmek suretiyle onun yardımını sağlamaktır. Bu tespitteki
"tu destur" ifadesinin kullan ılması ile adeta yol iyesinin
yardımı istenilmiş veya engel çıkarması önlenilmiştir. Muskalarda yazılanlar ise çoğunlukla Kur'an-ı Kerim'den ayetlerdir.
Birçok yerde, işçi
ve çiftçi, çalışmaya başlamadan
evvel, avuçlarının içine "tu Bismillah"
diyerek başlar. Bu
uygulama ile Besleme çekmekle Allah'dan yardım ve kolaylık dilerken, "tu" demeyi de ihmal etmez.
Şeytan/Erlikhan :
İnsanın can/tın ve etöz'den olduğu inancı, onun aynı zamanda bir iye gibi bir
bedene, bir dona girdiği inancını da
beraberinde getirmektedir. Ata ruhu inancı da bunun bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Ancak, bu iye, azıyor yoldan çıkıyor; Tanrının gönderdiği buyruklar yerine
getirmeyince Erlik'e/Şeytan'a uyuyor ve ( keza iyelerin buyruğuna giriyor. Bu durumda, o
her türlü kötülüğü yapabiliyor. Kişi, kimi zaman Erlik tarafından buyruk altına alındığını farketmez; kimi zaman
farkeder. Göz dokunması, göz değmesi, uğur ve uğursuzluk gibi inançların kaynağında, başlangıçtaki bu tür inanç rol
oynamaktadır.
Bu yüzden koruyucu tedbirler alınır.
Göz değmesinden
Tanrı'ya sığınıldığını sembolize eden mavi boncuk,
kamların
koruyucu iyelerini sembolize eden kurt dişi, derisi vesair kullanılır.
Kimi insanlar, gözlerinin insanlara dokunduğunun farkındadırlar. Bu yüzden, beğendikleri canlı veya cansız
bir
şeye baktıkları zaman, "tü-tü, tü" diye üç kez o yöne doğru tükürür gibi yaparlar.
Hareket, içinde varlığını
bildiği kara
iyeyi, şaşırtmaya yönelik bir davranıştır.
Rüya: Ki şioğlu'nun bizzat kendisinin de
bir iye taşıyabileceğini, rüya tabirlerinin
yorumunda da görmekteyiz. Rüyasını iyi
niyetli olmayan kimseye anlatan kişi, gördüğü iyi rüyanın vaadettiği iyilikleri yitirir. O
iyilikler rüyay ı dinleyen kötü niyetli kişinin olur. Halkın bu inancının bir sonucudur ki, rüyasını anlatan, iyi niyetli bir
dinleyicinin seçimine özen gösterir.
Yeni evlenenler: gerdek gecesi, k ız tarafı tatlı
şerbet yapıp geline getirir, ikram eder gelin damadın
şerbetine üç kere
sezdirmeden tükürür gibi yapar. Gelin bunu yaparsa evliliğin daha muhhabetli
geçer.Damada göstermeden yapılan bu tür efsunlamanın illede gelin tarafından yapılmış
olması, varsa
büyünün bozulması ve yapılması
muhtemel büyülerden evliliğin korunması içindir. Kişioğlu'nun
karşı cinsi ile
birlişmesi
döneminde, yeni bir dünyaya girmenin arifesinde, adeta gelinin damadı sahiplenmesi olayı yaşanmaktadır. Gelin, tükürür gibi
yapmakla, "tu"yu tekrarlamış olmaktadır.
Su dökme işi: Trabzon'da, Kars'da,
Erzurum'da ve Bitlis'de yapilan tespite göre; akşamdan sonra, sıcak su eşikten dışarı
dökülmezken, açıkhavada olunduğu taktirde de bazen gündüzün ve daha ziyade gece karanlıkta sıcak su yere dökülmez.
Mecburiyet var ise, döken kişi "tu-tu-tu" bazen de "tu-tu-tu Bismillah" der. Yerlerin bağlandığına, dökenin "bir
şeye uğrayacağına inanılılır. Besmele çekmekle ve "tu-tu-tu"
demek suretiyle korunulmuş olacağına inanılır.
Böyle hallerde sadece "Bismillah" demekle yetinildiği de olur.
Tengrizm/İslam: Günümüzde, Anadolu'nun birçok yöresinde; meskun olmayan ve tekin
olarak bilinmeyen yerlere bilhassa gece girilecekse, Besmele çekilir.
Besmele ile müslümanlar, Allah' ın görünmez tehlikelere karşı
yard ımını istemektedirler. Geçmişteki "Tu-tu-tu" denilerek yardım istenilmesi ile
günümüzdeki "Destur-Bismillah" uygulaması arasındaki ortak muhteva açıktır. İyelerle ilgili
bir inanç, Islâmileşmiş midir?
Evet islamişleşmiştir.
Su dökünme: açık havada su dökünme zorunda
kalırsanız ise
ve bilhassa bu hacet, su kenarı veya
a ğaç dibine yapılacak ise görünmeyenlerin zararından korunmak için, "destur"
çekilir "Tu-tu-tu" uygulaması ile tehlike savmak, her zaman tamamen görünmeyen tehditlere karşı alınmış bir tedbir değildir. Bu uygulama
bazen de, özel baz ı nesneler etrafında anlam kazanır. Kars'da, Erzurum'da ve
Bayburt'da, bıçak
veya makas türünden eşyalar elden ele verilmez, elden alınmaz. Yere konulması istenerek, yerden alınır. Aksi halde elden almanın taraflar arasında kavgaya yol açabileceğine inanılır. Keza sabun da elden alınmaz, alınacağı zaman elin tersi üzerine
korunur. Türk inanç kültüründe "ters"olayı da ayrı önem arzeden bir husustur.
Demir: B ıçak veya makasın elden alınması mecburiyeti var ise, alan veya veren, makas veya benzeri eşyaya "tu-tu-tu" yaparak alır veya verir. Makasın ağzı açık bırakılmaz. Bıçak da açılıp kapanır türden ise kapatılması yeğlenir. Ağzı açık makasın, düşmanlarının, makasın ağzını kapatmayan kişi için fenalık düşünmesine yol açacağı" inancı vardır. Bıçak ve makasın demir türünden
madenlerden mamul olduğu ve demirin Türk inanç sisteminde, koruyucu fonksiyonu düşünüldüğünde, demirde, Ak iyelerin
olabileceği
kanaati doğmaktadır. Efsaneye göre Türkler çoğalıp, mağaradan yeryüzüne çıkmak isteyince, kutsal mağaralarının önüne gelip demir dağı eritmişler, ateş yakmışlar, odun yığmışlardır. Bu yüzden, Türkler arasında ata mağarasına, dağa, ateşe, demire ve ağaca karşı duyulan saygının kökünde bunların kurtarıcı rolü oynamaları yatıyor olabilir. Ayrıca Ebulgazi Bahadır Han'ın verdiği malumattan, Türk kağanlarının yılda bir kere, örste demiri
çekiçle dövdüğü
ve bunun atalardan gelen bir adet olduğu anlaşılmaktadır.
Ate ş'in, eski Türk inancındaki önemsenen yerini belirttikten sonra, "Tu-tu-tu"lamanın ateşle ilgili pratiğini de belirtelim.
Ate ş müdahale ile söndürülecekse, bilhassa
söndürme işlemi su
dökülmek suretiyle yapılacaksa, ateşi söndürecek kişi ilkin "tu-tu-tu Bismillah" veya "tu-tu-tu destur savuş"der. Bu uygulamada adeta bir
takım gizli
güçlerin olduğu
kabul edilen ateş'in
üzerine, keza bir takım gizli güçlerinin varlığı kabul edilen su'yu dökersen döken kişi zarar görmemek için haber vermekte,
iyilerden izin almaktadır.
Rüya: Do ğu illerinin birçoğunda, kötü rüya gören kimse,
sol tarafına
döner ve "tu-tu-tu Şeytan" der, sonra sağ tarafına dönerek yatmaya devam eder. Anadolu'nun birçok yerinde, kötü
rüya gören kimse, rüyasını
akarsuya anlatır.
Çay ve dere türünden akarsuyunun bulunmadığı yerlerde, musluğun suyu açılır ve kötü rüya keza suya
anlatılır. (17) Belki de "akar su
pislik tutmaz" sözündeki saklı mana buradan gelmektedir). Böylece kötü rüyanın hükmünü yitireceği inancı vardır.
Suyun eski inanç sisteminde
kutsal kabul edildi ği hatırlanınca akarsuların, ak iyelerin mekanlarından birisi olabileceği hatıra gelmektedir. Su iyesine
Türkler, yir-suviyesi (yer ve su sahibi) "su
ıssf adlarını vermekteydiler.
Islamiyette ve Türklerin eski
inanç sistemi:
olan
Gök Tanrı
dininde, sağ
yan uğurlu ve
sol yan uğursuz
olarak kabuledilmiştir.
Nitekim bu tespitte de, kara iye yani şeytan kişioğlunun solunda tahayyül
edilmiştir.
Özetlemek gerekir ise;
efsunlamak bütün dinlerdeki ortak motiflerden birisi olabilir. Ancak "tu-tu-tu"
uygulamas ı,
Türk inanç sisteminde özel bir yer tutmaktadır. Türklerde Gök Tanrı inancından günümüze gelen bir
dini kültür kotudur. Bu kotu, Türk inanç kültürünün yaşadığı bütün coğrafyalarda ve tarihin
muhtelif devirlerindeçeşitli Türk boyları arasında
görebiliyoruz.
Kaynak: Halk
Düzenleyen: Anu
KAM GÖKBABA
|