Gök Tengri inancinda Yeryüzü iyeleri
Te
ngrici bir insanın doğaya karşı büyük saygısı
vardır, çünkü doğa ruhlarla doludur. Büyük bir dağın, görkemli yaşlı bir
ağacın, bir gölün ya da yolundan geçen bir vahşi hayvanın bir ruhu- ve
böylece bir kişiliği vardır. Insan doğadan sadece kendine ve ailesine lazım
olduğu kadarını alır, savurganlık Tengriyi ve Yer suları öfkelendirir. Eğer
insan doğadan birşey alabildiyse bu sırf doğa ruhlarının rızası ile olmuştur.
Bu yüzden onlara minnettar olması gerekir.
Manas Destanı’nda , Manas Bakay için “
Tanrı tarafından bize verilmiş bir
dost” diye söz
ederken, Semetey’in yanında bulunan ve kırk yiğidin başı olan Kırgın’ın , ak sakallı ihtiyar,
Tanrı tarafından gönderilmiş bir kişi olduğu vurgulanır. Yine
Manas Destanı’nda, Semetey’in oğlu Seytek’e ad veren efsanevî bir varlıktan
söz edilmektedir. Bu efsanevî şahsiyet, gökten inerek çocuğa Seytek adını
verdikten sonra kaybolmuştur. Türk Yaratılış Destanı’nda, sel ve yağmurun
sürüklediği balçık, bir mağaraya dolar. Burada toprak, su, güneş ısısı ile
meydana gelen ateşten ve rüzgâr ile bir çocuk yaratılır. Bunun adı Ay
Ata’dır. Kutadgu Bilig’de Ögdülmiş, Hakân’a bir elçinin nasıl olması
gerektiğini anlatırken, kim olduğu açıklanmayan, ancak ulu atalardan, bilge
ve ulu bir şahsiyet olduğu anlaşılan Bilge Kök- Ayuk’tan naklen şu cümleleri
söyler;
Negü tir eşitgil bilir kök ayuk
Ne söyler işit sen bilgin
Kök-Ayuk
Bu söz ukmasa erdem atsız karır
Erdemi olmayan adsız
yaşlanır
Kiming erdemi bolsa atı yorı
İnsan erdemiyle insanı geçer
Kalı
bolmasa erdem atsız karır Erdemi arttıkça yükselip uçar
Ögdülmüş Odgurmuş’a beylere hizmetin usullerini anlatırken;
Kayuka ögelik tegir ög bulur Kimi aklı ile ögelik bulur
Kayu kök ayukluk öze at olur kimi
Kimi Kök-Ayukluk diye ün alır
Kalı
kök ayukluk tegir kör Eğer Kök – Ayuk’luk değerse gör ki
Özin ked küdesgü kutı badı kur
Kendini tam gözet devlet
rütbesi
Sü başşı ya il başı bolsa özüng
Ordu veya ile baş olsan özün
Köni bol yiti tut kulagıng közüng
Doğru ol, açık tut kulağın
gözün
Korkut Ata: her şeyi bilen, gaibden haber veren, adsızı adlandıran
ulu bir şahsiyettir. Korkut Ata’nın doğumu ile ilgili Kazak Türkleri
arasında anlatılan bir efsâneye göre, yer kuraktır. Gök kararmış, bulutlarla
kaplanmıştır. Gök gürler, şimşekler çakar, yıldırım düşer, ancak yağmur
yağmaz. Bütün insanlık korkar. Nihayet Korkut Ata dünyâya gelir ve yağmur
yağmaya başlar. Dünya rahatlar. Toprak berekete, insanlar mutluluğa gark
olurlar. Dede Korkut, 20. yüzyılın başından itibaren gerek yazılı
kaynakların anlattığı, gerekse sözlü kaynaktan gelen bilgiler ile ak sakallı, bilge, aynı
zamanda bilgeliğini toplum yararına kullanan şeşen tiplemesi ile
vasıflandırılır ve resmedilir.
Yer su (Moğol:Gazriin
Ezen/Yakut.:Ayy):
Eski Türk ve Moğol İnancı
Tengricilik'te bir ruh kategorisidir. Bu inanca göre Yer Su-ruhları Toprak
Ana Ötüken'e bağlı doğa ruhlarıdır. Bazen bir ağacın, kayanın, dağın, gölün,
ırmağın ya da hatta bütün bir ülkenin ruh'u olurlar. Yer Su'lara saygı
göstermek gerekir. Bir ormana girildiğinde dikkatli hareket edilir; sesli
konuşulmaz, dallar kırılmaz, taş atılmaz. Eğer insan doğadan birsey aldıysa
bu sadece doğa ruhlarının izin vermesiyle mümkün olmuştur. Bu yüzden
insanlar Yer Su'lara şükür ederler. Yer ile bağlantısı olan doğa ruhları. Bir dağın,
gölün, ırmağın, kayanın, ağacın, köyün, binanın ya da hatta bütün bir
ülkenin ruhu olabilirler.
Su ve
ağaç aynı zamanda “bilinmeyen”e ilişkin özelliklere sahiptir, kutsaldır.
Suyun ortasındaki ağaç kovuğunda bulunan ikinci eş, kahraman olarak Oğuz
Kağan’da ifadesini bulan yer ve gök bütünleşmesinin yere ilişkin unsurunu
sembolize eder ki, ideal yasa ve düzen bu bütünleşme ile sağlanacaktır
ve sağlanır. Neticede, Oğuz’un düzenini sağladığı yurt, gök ve yeryüzünün
sembolleri olan oğulları arasında pay edilir. Bu ikili görünümü içinde
barındıran tasarımda yeryüzü, Türk devlet ve toplumsal yapısındaki gibi
“dört köşeli”dir yeryüzü Manas Destanı’nda da benzer şekillerde yansıtılır.
“Yalancı dünya burada” ifadesinde olduğu gibi, bu dünyanın geçici
olduğuna inanılır.
Eski Türk Mitolojisinde Yer Su'lar bazen önemli bir
rol oynar. Göç Destanında, Türkler 40 kuşaktan beri kutsal saydıkları bir
kayayı Çinlere armağan ederler. Bu yüzden aniden gök garib bir denge bürünür,
kuşların ve doğadaki hayvanların sesleri kesilir, Bitkiler sararıp solmaya
başlar ve Türklerin arasında salgın hastalıklar yayılır. Doğadan Yer
Su'ların "gööç.. gööç" diye sesleri duyulur. Bu sesler ancak Türkler aylarca
göç edip çok uzaklara vardıklarında kesilir. Bu şekilde Yer Su'lar
kendilerine saygısızlık yapmış olan Türkleri cezalandırmış olurlar. Aynı
şekilde belli kurallara uyulmadığı taktirde doğadan gelen bereketin
azalacağına inanılırdı. Yer Su'lar unutulmuş ataların ruhları olduğuna
inanılırdı. Ataların isimleri anıldığı sürece ailelerinin yakınlarında
bulunup onlara destek olduklarına, ama eğer unutulup isimleri anılmazsa,
doğaya gidip orada herhangi bir cisimin ruhu olduklarına inanırlardı.
Ak-Koca, Kök-Koca, Ak Sakallı Gök Koca, Altın Sakallı Ay Koca, Ayaz Ata, Muz
Ata, Ak Sarıklı Ata, Baba, Bab, Buka, Kökçe/ Gökçe, Kurt Ata, Kurt Dede, Ak
Sakal, Yayık, Suyla, Karlık, Utkıcı, Ayaz Kan,Umay Ana/ Imay Ana, Ana Maygıl,
Ak Ene, Sekis Köstüü Kiştey Ene, Erke Solton,Ayısıtlar/Ayzıt, Taş Pilektüü
Pay-Maatır, Karaş, Yes Pilektüü Kerey Kaan, Uçar Kaan, Yabaş Kaan, Kömür
Kaan, Şeedey Kaan, Padış Pökö, Şınay Kaan, Padış Kerey, Piy Yabaş, Temir
Kaan, gibi adlarla anılan ve ilahî bir kaynağa dayanan, çocuğu olmayanlara
çocuk bahşeden, doğan çocuğa ad koyan, yardım bahşeden, çiftçilere bol
mahsûl veren, kısmet açan, yolculara yol gösteren olağanüstü fonksiyon,
görünüm ve davranışlara sahip bu şahsiyetler Türk inanç, mit ve
efsanelerinde, önemli yer tutmaktadırlar.
Bunun
ilk örneklerinin Gök-Türk Bengütaşları’nda bulunan, insanoğluna tanrı
tarafından kazandırılan unsurlar için kullanılmakta olduğunu görmekteyiz.
adlarını saydığımız ilahî kaynaklı şahsiyetler, aynı zamanda Tanrı
tarafından kutlu kılınan şahsiyetlerdir.
Tanrı’nın kutlu kıldığı bu şahsiyetlerin görevleri de insanlığa kut
vermektir. İslamiyet’ten önceki dönem Türk inanç siteminde olan ve bazıları
İslamiyet’in kabulünden sonraki dönemde de varlığını sürdüren bu ulu rûh,
kişi veya varlıklar, ata ruhlarına gösterilen saygı dolayısıyla, yeniden
şekillenmiş ve hayatları etrafında teşekkül eden anlatmalar ile ulu
kişilerin/ evliyâların şahıslarına maledilmiştir.
Tanrı
Dağları’nın uzantısı olan Ala Tavlar ve Kara Tavlar’da tesbit ettiğimiz aziz,
baba,bab, ata, ana sıfatlı evliyâ veya yarı evliyâ sayılan ulu kişilerin
fonksiyon ve bunların çevresinde teşekkül eden inanmalara, bahsettiğimiz
inanç taşınmalarına örnek gösterilebilir. Şaştı Ata, Baba Tukti Şaştı
Aziz’in peri kızı ile olan evliliğinden doğan çocuğudur. Mezarı, Kuzey
Kazakistan’da Şolakorgan köyündedir. Hastalıkları tedavi edeceği inancı
yaygın olup, devlet, bolluk ve zenginlik iyesidir.
Ahmet Bab: samimi insanların koruyucusudur.
Akböge Ana: sınıkçıların iyesi olarak bilinmekte ve inanılmaktadır.
Fatıma Ana: ana rahmindeki çocukların koruyucu ruhu (iyesi)dur
Bişkek Bab: imanlı olma iyesi, dini yayanların
koruyucusudur.
Eyke Ana: kadınların koruyucusu, onların yol göstericisi, akıl ve
feraset verici iyesidir
Feyzulla Bab: tılsım ve kerâmet iyesi olup, ziyâretine gelenlere
dayanıklılık ve güçlülükverir.
Bibi Gavhar Ana: analığın ak duygusunun iyesi olup, kadınlarda analık
duygusunun var
olmasını sağladığına inanılır.
Belen Ana ve Öyke Ana: yolcuların yol gösterici ruhlarıdır. Kız
Evliya, hamile olan gelinlerin koruyucu ruhu ve hamilelik iyesidir.
Bekenbey: Evliya,
âdillik ve doğruluğun iyesidir. Yolculara yol gösterir, bela ve ihanetten
korur. Dertlere şifa verir. Buraya kadar adlarını saydığımız varlık, kişi ve
bunların fonksiyonları birbirleriyle örtüşmektedir. İslamî dönemde oluşan
inanmalar ile Gök Tanrı inanç çevresinde oluşan inanmalar fonksiyonları
bakımından birbirine benzemektedirler.
Kıdır: Gök Tanrı inancı döneminden kaldığı bilinen varlık ve
şahsiyetlerin belirgin özelliklerinden biri de sürekli hareket halinde, her
an her yerde görünebilir olmalarıdır. Yukarıda örnekleriyle açıklamaya
çalıştığımız Kut veren, kutlu kılan, ilahî kaynaklı varlık ve şahısların
Türkistan sahasında ortak adı Kıdır olarak bilinmektedir. Altay, Kazak ve
Kırgız Türkçesi’nde kıdıruv kelimesinin gezmek, seyahat etmek anlamına
geldiğini söyledikten sonra, Türkiye’de özellikle baharın gelmesi ile
birlikte gidilen ve genellikle Hızır-İlyas/Hıdrellez kutlamalarının
yapıldığı yer olan Hıdırlık , Hıdırlık Tepesi gibi adlandırmaların sadece
Hızır kelimesi ile izah olunamayacağını, kıdıruv kelimesinin Doğu Türk
sahasından Batı Türk sahasına taşınmış olabileceğini de dikkate almamız
gerekmektedir. Altay, Kazak, Kırgız, Karakalpak, Doğu Türkistan Türkleri’nde,
sürekli halk arasında gezen, kalbi temiz insanlara yardım eden, onları destekleyen,
çeşitli kötülüklerden koruyan varlık kut iyesi sayılır ve Kıdır
adıyla adlandırılır. Kıdır’ın sevdiği insan kutlu
kılınır, şansı artar, işi rast gider. Kazak Türkleri arasında”Tanrı koldasın, Kıdır ondasın”,
“Kuday jarılgasın, Kıdır esirgesin”, “Kıdır darısın, bak kalasın” gibi dualar Kıdır’ın toplum tarafından
önemsendiğinin ifadesi olarak görülür. Herkesin kendi gönlünce tasavvur
ettiği Kıdır, özellikle Jarapazan (Ramazan ayı), Noruz, Sabantoy gibi özel
günlerde görülmekte ve insanoğlunun davranışına göre ona yardım etmektedir.
“Tan
menzili bolganda
Töseginnin basınan
Jastığımın astınnan
Bödenedey pırıldap
Boztorgayday şırıldap
Kıdır
kelip korugay”
Duasında olduğu gibi, kimi zaman turgay kuşu, kimi zaman bödene kuşu
şeklinde görülür. Bunun Umay Ana, Imı, Huma kuşu ve Kuğu kuşu ile ilgili
inanmalardan kaynaklandığını söylemek mümkündür. Kaldı ki,
Talih Kuşu’nun başa konması
ve buna benzer “
bak kusu basına kondı”,” kutu
uştı”, “kut berekesi kaştı” gibi ifâdeler de buna işaret etmektedir.
Çıkış
Kaynağı, görünüm, tahayyül ve fonksiyonları birbirine benzer olan varlık ve
şahsiyetler, İslamiyet’ten önceki Türk inanç ve kültür sisteminde var olup,
Batı’ya olan Türk öçleri ile yeni medeniyet dairelerine giriş, İslamiyet
başta olmak üzere Hristiyanlık ve usevilik inançları ile tanışıklık,
dolayısıyla orta doğu kültürlerinden alınan yeni unsurlar ile ekillenmek
suretiyle kimi zaman Köroğlu’nu kür>kör biçimini almasına gitmiş, kimi zman
bozkır medeniyetinden tarım toplum yapısına geçiş sürecinde arbav kelimesi
arpacı (Arbavcı kumrusu> Arpacı kumrusu) şekline dönüşmüş, anlam kaymasına
uğramış, başka anlamlarda kullanılmaya başlamış. Bu medeniyet değişikliği
sonucunda, kut İyeleri, önce Kut İyesi Kıdır’a, oradan ata ruhlarının
kutsanmasından evliyâlara, oradan da dinî kaynaklı olduğu inanç ve
iddiasıyla Hızır ve Hızır-İlyas’a geçişin bir ifadesi olarak karşımıza
çıkmaktadır. Ancak şunu özellikle belirtmek gerekir ki, ilkel dönemlerin
inanma ve pratikleri, artık günümüzde yerini yeni inanış ve pratiklere
bırakmıştır. Dolayısıyla kaynağı hangi dönem ve hangi kültür olursa olsun,
Türk insanının benimsediği ve özel önem verdiği Hızır, Hızır İlyas veya
Hıdrellez ile ilgili inanış ve pratikler Türk insanının inanma ve ritüelleri
olarak kabul edilmelidir.
Alasbatır: Ev
hayvanlarının koruyucusu.
Ancasın:
Yıldırımların efendisi.
Su Iyesi:
Sudaki Tanrı sıfatı.
Taş Gaşıt:
tanrının kısmeti açan sıfatıdır..
Andarkan:
Ateşin efendisi. Eski Kırgızlarda bir bitki tanrıcası aynı isimi taşıyordu.
Satılay:
Kötülük tanrıcası. Erlik hanın emrindedir. Insanların dengesini bozar,
yoldan çıkarır ve ruh hastalıkları getirir. Çaresiz insanları intihar etmeye
ikna eder.
Kış Han:
Kışın efendisi.
Bahar Ana: Baharın anası
Gölpön Ata:
Koyunların koruyucusu.
Erdenay:
Haberci. Tanrıların insanlara bildirmek istedikleri iyi kararları insanlara
ileten ruh.
Kambar Ata:
Atların koruyucusu.
Yer Su,
Suların iyesi, Hizmetçi iyesi: Usan han, su ruhlarının efendisi.
Güney:
İyesi
Ona boz,
yahut doru at kurban edilir:
yakutların Tengricilik inancında bitkileri
koruyan tanrıçadır.
Toprakana = Toprak Ana: eski Türklerin ve Moğolların geleneksel
Inancı Tengricilikte Toprak Anaya verilen Isimlerden biridir. Moğollarda
Etugen, Itügen ya da Odigan gibi Şekillerinede rastlanır. Ötüken-Kültü
Tengri-Kültü ile birlikte özellikle Göktürk Kağanlığı Sırasında büyük Önem
kazanmıştır. Ötüken Adı verilen Ormanlarla kaplı bir Dağ eski Türkler icin
çok kutsal sayılır. Bilge Kağan Orhun Yazıtlarında Ötüken Dağının Türk
Memleketinin Yüreği olarak Önemini Dile getirmisştir. Eski inanca göre
Toprak Ana'nın ve Yer Su'ların Keyifi Ağaçların Durumundan belli olur. Eğer
Ağaçlar saglıklı ve güçlü yetişiyor ve bol Meyve veriyorlarsa Toprak Ana
insanlardan memnun olduguna inanılır. Toprak Ana'ya edilen bir Dua güçlü ve
büyük bir Ağaca doğru yöneltilir.